“Peygamberimizin Ahlaki Yönünü ve Evrenselliğini Hayatımıza Yansıtmamız Gerekiyor”

Kas 22

Üniversitemiz İlahiyat Fakültesi tarafından Mevlid-i Nebi Haftası kapsamında düzenlenen “Hz. Peygamber ve Gençlik” başlıklı panel, Mehmet Akif Ersoy Eğitim ve Kültür Merkezi İstiklal Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

Programa; Rektör Yardımcımız Prof. Dr. İlhan Genç, İl Müftüsü Hüseyin Can, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Karagöz, Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Akkuş, öğretim elemanlarımız ve öğrencilerimiz katıldı.

Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programın açılış konuşmasını, Rektör Yardımcımız Prof. Dr. İlhan Genç gerçekleştirdi. Hz. Peygamberimizin doğum yılı vesilesiyle bir araya geldiklerini belirten Prof. Dr. İlhan Genç, Hz. Hz. Muhammed Mustafa’nın (S.A.V.) getirdiği mesajlarla putperest anlayışı yıktığını ve çağa yeni bir insanlık modeli getirdiğini ifade etti. O’nun insan hakları, bilim ve çevre gibi daha birçok konuda verdiği mesajların, her çağa hitap ettiğinin altını çizen Prof. Dr. Genç, programa katkı sağlayanlara teşekkür ederek sözlerini sonlandırdı.

Panelin ilk konuşmacısı olan Üniversitemiz İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Arif Aytekin, “Hz. Muhammed’in Kur’an-ı Kerim’de Nitelikleri” başlıklı sunumunu katılımcılarla paylaştı. İnsanoğlunun en güzel biçimde yaratıldığının Kur’an-ı Kerim’de belirtildiğini söyleyen Doç. Dr. Arif Aytekin, bunun en güzel örneğinin ise Peygamberimiz Hz. Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) olduğunu dile getirdi.

Son Peygamber olan Hz. Muhammed’in, canlı ve cansız tüm varlıklara adalet ve iyilikle davrandığına işaret eden Aytekin, O’nun doğruluktan ayrılmadığını, yalan söylemediğini, kimseyi kırmadığını, akıllı, olgun davranışları ve güvenilirliğiyle tüm insanlığa örnek olduğunu sözlerine ekledi. Peygamberimizi anlamak için Kur’an-ı Kerim’i iyi bilmemiz gerektiğini kaydeden Doç. Dr. Arif Aytekin,  O’nun ahlaki yönünü ve evrenselliğini iyi bir şekilde hayatımıza yansıtmamız gerektiğini belirterek konuşmasını noktaladı.

Panelin bir diğer konuşmacısı Üniversitemiz İlahiyat Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Kenan Karagöz, “Hz. Peygamber’in Gençlerle İletişimi” başlıklı sunumunda, gelecek nesillere güzel şeyler anlatmak için önce geçmişimizi iyi bilmemiz gerektiğini hatırlattı.

Peygamber efendimizin gençler ile ilişkisine en güzel örneğin Hz. Ali olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Kenan Karagöz, küçük yaşından itibaren Peygamberimizin yanında büyüyen Hz. Ali’nin 10 yaşında İslâm'ı kabul ettiğini belirterek O’nun güzel ahlakı sayesinde Hz. Ali’nin en iyi şekilde yetiştiğini söyledi. Hz. Peygamberimiz, hicret etmeden önce elinde bulunan emanetleri, sahiplerine verilmek üzere Hz. Ali'ye bıraktığını,  gözünü dahi kırpmadan Efendimizin yatağına yatarak müşrikleri şaşırtan Hz. Ali’nin Peygamberimize nasıl bir bağlılık ile yetiştiğini gösterdiğini belirtti. Dr. Öğr. Üyesi Kenan Karagöz, Peygamberimizin hayatı boyunca gençlere ve çocuklara duymuş olduğu ilgi ve şefkate dair birçok örnek paylaşarak sözü, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Karagöz’e bıraktı.

Prof. Dr. İsmail Karagöz, “Kur’an ve Sünnet Işığında Gençlik” başlıklı konuşmasında kişinin, nefsine sahip çıkmasının çok zor olduğundan dolayı ibadetlere ergenlik döneminden itibaren başlaması gerektiğine dikkat çekti. Gençlik döneminde edinilen bilgilerin ve alınan eğitimlerin daha sağlam olduğunu dillendiren Prof. Dr. Karagöz, bunlara yaşlılık döneminde çok ihtiyaç duyulacağını ifade etti.

Gençlere ilk tavsiyesini Kur’an-ı Kerim’i iyi bilmeleri şeklinde açıklayan Prof. Dr. İsmail Karagöz, Kur’an-ı Kerim’i daha iyi kavrayabilmek için ise tefsir kitabı ile okunmasının daha faydalı olacağı değerlendirmesinde bulundu.  Gençlere bir diğer tavsiyesini ise “Nefsinize hakim olmanız olacaktır.” sözleriyle ifade eden Prof. Dr. Karagöz,  bunun gençlik döneminde çok zor olduğunu, bu zorluğu da beş vakit namazı kılarak aşabileceğinin altını çizdi. Gençlerin önce anne, baba sonra hocalarına, arkadaşlarına saygılı olması gerektiğini belirten Üniversitemiz İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Karagöz,  imanın olmadığı yerde bilginin de önemli olmadığı uyarısında bulunarak sözlerine son verdi.