“Kalp Krizinden Korunmak İçin Yaşam Tarzına Dikkat Etmeli”

Eyl 16

Üniversitemiz Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Osman Kayapınar, Dünya’da ve Türkiye'de ölüm nedenleri arasında ilk sırada gösterilen kalp krizinin; nedenleri, belirtileri ve alınacak önlemler ile ilgili hayati bilgiler paylaştı.

Kalp krizini, (Miyokard Enfarktüsü) kalbi besleyen damarların (koroner arter) aniden tıkanması ile kalbin o bölgesine kan akımının kısmen ya da tamamen kesilmesi olarak tanımlayan Dr. Öğr. Üyesi Kayapınar, kalp krizinde aile hikayesi, genetik faktörler, ailesel hiperlipidemi, diyabet, sigara, alkol, esrar, ileri yaş, erkek cinsiyet, yaşam tarzı gibi unsurların başlıca risk faktörleri olarak sayıldığına vurgu yaptı.

“Günde Bir Tane Bile Sigara İçen İnsanların İçmeyen İnsanlara Göre Kalp Krizi Geçirme Riskleri %50 Oranında Artar”

Bu risk faktörlerinden yaşam tarzı, sigara, alkol, esrar ve benzeri risk faktörlerinin değiştirilebilir faktörler olması sebebiyle oldukça önemli olduğuna dikkat çeken Öğretim Üyemiz, “Bizim toplumumuzda sigara bağımlılığı ve obezite özellikle vurgulanmalıdır. Günde bir tane bile sigara içen insanların içmeyen insanlara göre kalp krizi geçirme riskleri %50 oranında artar ve bu oranın bazı durumlarda %300’lere (2,8 kat) kadar arttığını biliyoruz. Diyabet, obezite, metabolik sendrom ve sedanter yaşamda değiştirilebilir risk faktörleri içinde vurgulanmalı ve iyi yönetilmelidir.” diye konuştu.

“30 Yaşından Sonra Kalp Muayeneleri Belirli Periyotlarla Yaptırılmalı”

 45 yaşından genç erkek ve 55 yaşından genç bayanlarda erken dönem kalp krizi hikayesi olan kişilerin 1. derece akrabalarında da kalp krizi geçirme riskinin arttığını ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Kayapınar,  ailesinde koroner arter hastalığı hikayesi olan kişilerin 30 yaşından sonra kalp muayenelerini belirli periyotlarla yaptırması ve değiştirilebilir risk faktörlerine özellikle dikkat etmesi gerektiğini kaydetti.

“Kalp Krizinden Korunmak İçin Yaşam Tarzına Dikkat Edilmeli”

Kalp krizine dair ilk bulguların yorgunluk, göğüste gerginlik, bası hissi, yanma, genellikle sol kola vuran ağrı, çeneye doğru yayılan ağrı şeklinde kendini gösterdiğini dile getiren Öğretim Üyemiz,  özellikle kalbin kan ihtiyacının arttığı egzersiz esnasında, ağır yemekler sonrasında ve duygusal stres esnasında belirginleştiğini bildirdi. Ayrıca Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Kayapınar, istirahat esnasında hastaların şikayetlerinin gerileyeceğini de sözlerine ekledi.

 Kalp krizinden korunmak için yaşam tarzına dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Kayapınar;  sigara, alkol ve diğer bağımlılıklardan uzak durulması, düzenli egzersiz yapılması, şişmanlık ve şeker hastalığı gibi metabolik durumlar için gerekli önlemler alınması gerektiğini vurguladı.

“Kalp Krizine (Akut Miyokard İnfarktüsü) Bağlı Ölümlerin Büyük Çoğunluğu İlk 8 Saat İçinde Olmakta”

Kriz geçirdikten sonra hastaların özellikle sigaradan uzak durmaları gerektiğini bir kez daha yineleyen Osman Kayapınar, “Sigara içen stent takılmış bir hasta ilaçlarını düzgün kullansa bile her an kriz geçirme riskiyle karşı karşıyadır. Kalp hastalıklarından ölüm, tüm ölümler içinde ilk sıradaki yerini korumaktadır. Kalp ölümleri nedenleri içinde de ilk sırayı halk arasına kalp krizi olarak bilinen ‘akut miyokard infarktüsü’ almaktadır. Akut miyokard infarktüsüne bağlı ölümlerin büyük çoğunluğu ilk 8 saat içinde olmakta, bunların yarıdan fazlası hastaneye dahi yetiştirilemeden evde, sokakta vs. olmaktadır.” ifadelerini kullandı ve kriz esnasında zamanın çok önemli olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Kayapınar, en kısa zamanda mutlaka bir sağlık kuruluşuna ulaşılması gerektiği vurguladı.

Üniversitemiz Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’ne acil kardiyak şikâyetler ile gelen, kalp krizi geçiren ya da kalp krizi tehdidi bulunan hastalara Üniversitemiz Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı’nın 4 öğretim üyesi 1 uzman ve 2 asistan hekimden oluşan kadrosu ile hizmet verdiklerini ifade eden Öğretim Üyemiz,  koroner anjiyo, koroner girişim, kalp pili uygulamaları, eko, poliklinik hizmetleri ve yoğun bakım ünitesinde hastalığın tanı ve tedavisine yönelik sağlık hizmeti verdiklerini dile getirdi.