İstiklâl Ruhu ve Mehmet Âkif

Mar 17

Üniversitemiz Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü tarafından düzenlenen “İstiklâl Ruhu ve Mehmet Âkif” konulu etkinlik Cumhuriyet Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.
Etkinliğe konuşmacı olarak Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhan Genç, Yrd. Doç. Dr. Recai Özcan, Yrd. Doç. Dr. Atıf Akgün, Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyeleri ve öğrencileri katıldı.
“Mehmet Âkif’in Uygarlık Projesi” üzerine konuşmasını gerçekleştiren Prof. Dr. İlhan Genç, “ Mehmet Akif Ersoy denilince akla ilk olarak takdire şayan mısraları ve anlatış şekli ile İstiklâl Marşı ve beraberinde Çanakkale gelir.
M. Akif Ersoy’un pozitif bir bilimci olduğunu altını çizen Prof. Dr. Genç, “1918 Mondros Mütarekesi Akif’i yılgınlığa sevk etmiştir ancak mütarekenin süreci esnasında şairimiz tekrar bir kurtuluş bir istiklal mücadelesinin başlaması gerektiğini düşünür çünkü o bir düşünce adamıdır. “ diyerek sözlerini sonlandırdı.
“Mehmet Âkif Ersoy ve İstiklâl Ruhu” konulu konuşmasını dinleyicilerle paylaşan Yrd. Doç. Dr. Recai Özcan, “M. Âkif ve İstiklâl Ruhu denilince benim aklıma ilk olarak Safahat gelir. Şairin İstiklâl Marşından sonra en büyük eseri Safahat’tır. Safahat’ta dönemin siyasi ve sosyal tarihini detaylarıyla anlatan şairimiz 1911 yılından 1930’lu yıllara kadar olan önemli yazılmış şiirleri itibariyle Türk Milletinin yaşadığı sıkıntıları, katliamları, üzüntüleri, işgalleri, bağımsızlığının elinden alınmasını görüyor ve ders çıkarıyoruz.” dedi.
M. Âkif Ersoy’un realist ve idealist bir şair olduğunu vurgulayarak Safahat kitabından örneklerle sunumunu özetleyen Yrd. Doç. Dr. Özcan, “ Küfe, hasta, meyhane, mahalle kahvesi şiirlerinde İstanbul da ve Anadolu da yaşayan insanımızın görgüsü ve tasviri realist bir şekilde çizilmeye çalışılmıştır. Realistliğinin yanında eleştiri yönünü de gördüğümüz şair mahalle kahvesi şiirinde biz okuyucuları oraya götürür ve o kahvede insanların boş yere geçen zamanları hakkında bizi düşündürür. Meyhane şiirinde, bizi bir meyhaneye götürür, meyhanedeki insanların çoluğuna çocuğuna bakmaktan aciz olan insanların içki masalarında nasıl boşu boşuna harcamalar yaptığını gösterir. Küfe’de İstanbul’ un sokaklarında yönetimi eleştirir.” dedi.
“Âkif ve Türk Dünyası” konulu sunumunu yapan Yrd. Doç. Dr. Atıf Akgün, “M. Âkif ve Türk Dünyası dediğimizde öncelikle şairimizin ailesinden başlamamız gerekiyor Âkif dediğimiz zaman hepimizin bildiği üzere şairimizin Arnavut kimliği taşıdığıdır. Ancak Âkif’in yine kaynaklarda zikredilen bu özelliğinin onu Türk dünyasına bağlayan en önemli unsurlardan biri olduğuna yöneliktir.” dedi.
Yrd. Doç. Dr. Akgün , Tanzimat sonrası yeniden şekillenen toplumsal yapının Osmanlı’dan Anadolu’ya tüm sınırlarda İslamcılık Türkçülük ve birçok şekilde düşünce yapısı oluşturduğunu, doğu, batı ve merkezi Müslümanlık sentezi ile yetiştiğini belirtti.
Konuşmaların sona ermesi ardından Üniversitemiz Ney ve Tasavvufi Düşünce Topluluğu, Mehmet Âkif Ersoy’un biyografisini ve sanatçı kişiliğini konu edinen “Âkif” adlı dramayı sahneledi.
Ney dinletisi ve drama sahnelenmesinin ardından Fen Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcıları Doç. Dr. Nesip Aktan ve Doç. Dr. Oğuz Köksal’ın konuşmacılara teşekkür belgelerinin takdiminin ardından program sona erdi.