Gebelik Döneminde Oruç Tutmak İsteyen Anne Adayları Bu Haber Sizin İçin!

Tem 09

Üniversitemiz Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Perinatoloji (Riskli Gebelikler) Uzmanı Prof. Dr. İsmail Özdemir, “Gebelikte Oruç Tutulması” konusunda merak edilen ve bilinmesi gereken soruları cevaplandırdı.
 
Prof. Dr. İsmail Özdemir, gebelikte oruç tutulmasının anne ve bebek sağlığı üzerine yapılmış bilimsel çalışmaların kısıtlı ve yetersiz sayıda olduğunu belirterek, hamileyken tutulan orucun etkileri konusunda bilimsel çalışma yapılamamasının nedenini, etik kurallara aykırılık olarak açıkladı.
 
Prof. Dr. Özdemir, “Gebelik ve emzirme dönemi, sağlıklı ve dengeli beslenmenin en önemli olduğu bir dönemdir. Gebelikte, üç ana ve üç ara öğün olmak üzere az ama sık beslenme önerilir; bol miktarda sıvı tüketilmesi, hem anne hem de bebek sağlığı açısından çok önemlidir.” dedi.
 
Bilim çevrelerinde gebelik döneminin, anne ve bebek sağlığı açısından oruç tutmak için uygun bir dönem olarak kabul görmediğine dikkat çeken Prof. Dr. İsmail Özdemir, gebede şeker hastalığı, kalp hastalığı, hipertansiyon, böbrek, barsak, karaciğer veya mide hastalığı durumlarında oruç tutulmasının sağlık açısından ciddi riskler barındıracağını söyledi. Prof. Dr. Özdemir, ülkemizde kendi hastalığının farkında olan kişi sayısının düşük olduğunu belirterek, anne sağlığı iyi araştırılmadan tutulacak orucun tamamen zararsız olacağının söylenmemesi gerektiğini vurguladı.
 
Prof. Dr. İsmail Özdemir, “Normalde insanlar açlığa dayanabilirler, ancak gebelikte bu dayanma süresi daha kısadır. Gebelikte kan şekeri kullanımı arttığı için kan şekeri düşer ve daha sık acıkma olur. Bu nedenle normale göre daha sık öğün alınması gerekir. Gebelikte şeker düzeyini sabit tutabilmek için uzun süre aç kalınmaması gerekir. Oruç tutulması durumunda bu kurala uyulması zordur. Diğer önemli bir husus ise sıvı gereksinimi olup günde ortalama üç litre kadar içilmesi gerekir. Gebeliğin ilk aylarında bulantı kusmaların fazla görülmesi nedeniyle oruç, bu durumu daha da ağırlaştırabilir.” şeklinde konuştu.
 
Gebelik döneminde oruç tutulduğunda, yeterli kalori ve sıvı alınamaması nedeni ile gebelerde gün boyunca genel bir halsizlik, yorgunluk, tansiyon düşmesi, baş dönmesi, bayılma, sinirlilik, ağızda kuruluk, stres hormonunun yükselmesi, az idrara çıkma, kabızlık, ateş yükselmesi gibi durumlar ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Özdemir, düşmüş kan şekerine tepki olarak yağ hücresi yakımı ve kanda biriken keton adlı maddelerin bebeğe geçtiğinde bebeğin beyinsel gelişimini nasıl etkileyeceğinin de tam olarak bilinmediğini ifade etti.
 
Gebelikte oruç tutmak isteyen anne adaylarına tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. İsmail Özdemir, “Gebelikte illa oruç tutmak isteyen anne adayları, diyet danışmanlığı almak koşuluyla mutlaka hekim ve sağlık personeli denetiminde olmalıdırlar. Oruçlu gebelerin, gün içinde istirahat etmeleri ve güneşten uzak durmaları gerekir; terleme yoluyla sıvı kaybı mutlaka azaltmalıdırlar. Sıvı ve vitamin desteği ihmal edilmemelidir. Aksi durumda süt miktarının azalmasına hatta erken kesilmesine neden olabilecektir. İftarda hafif gıdalar alınmalı, sindirimi zor yiyeceklerden uzak durulmalı, iftar yemeğinden sonra 2-3 öğün daha alınmalı ve sahur yapılması ise ihmal edilmemelidir.” dedi.
 
Emzirme döneminin en az gebelik kadar önemli olduğunun altını çizen Prof. Dr. Özdemir, sıvı ve besin alımının düzenli ve yeterli olması gerektiğini belirterek sözlerini sonlandırdı.