Erken Tanı Kanserde Başarılı Tedavinin Anahtarıdır

Mar 31

Üniversitemiz Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Onur Eşbah, Kanserle Mücadele Haftası kapsamında kanser hastalığı, tedavi yöntemleri ve kanserle mücadele konusuna ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Yrd. Doç. Dr. Onur Eşbah kanser hastalığını; genetik ve çevresel bazı etkenler nedeniyle bir hücre grubunun, saldırgan bir nitelik kazanması ve kontrolsüz bir şekilde çoğalması sonucu oluşan öldürücü bir hastalık şeklinde tanımladı. Çoğalan hücrenin kaynağına, tipine ve oluştuğu organa göre kanserin çeşitli türlerinin olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Eşbah, “Kanser hücresi, normal fonksiyonlarını yapamayan ve diğer organ ve dokulara zarar verecek şekilde yayılan bir dokudur. Kanser, tedavi edilmediğinde hemen her zaman ölümcül bir hastalıktır ve gelişmiş ülkelerde, kalp-damar hastalıklarından sonra ikinci sıradaki ölüm nedenidir.” dedi.

Kanserin oluşumunda ailesel yatkınlığın yanında çevresel etkilerin de rolü olduğunu belirten ve “karsinojen” yani kansere sebep olma potansiyeli olan bu faktörlerden uzak durmanın kanserden korunmada en önemli yöntem olduğuna dikkat çeken Eşbah, “Bu faktörlerin en iyi bilineni özellikle akciğer ve gırtlak kanserleri olmak üzere birçok kansere yol açabilen sigaradır. Sigaradan uzak durmak,  kişinin kanserden korunmak için yapabileceği en önemli şeydir. Mesleki maruziyetler, özellikle boya ve plastik sanayi gibi alanlarda çalışanlarda çeşitli kanserlere sebep olabilir. Bu tür ortamlarda çalışanların başta maske olmak üzere koruyucu önlemleri ihmal etmemeleri gerekmektedir. Özellikle açık havada çalışanlar ve deri rengi açık insanlarda güneş ışınlarından korunmak, deri kanserlerinden korunmak açısından önemlidir.” şeklinde konuştu.

Sindirim sistemi kanserleri ile belirli beslenme alışkanlıkları arasında ilişkili olduğunu dile getiren Yrd. Doç. Dr. Onur Eşbah; karsinojen olduğu bilinen katkı maddelerinden kaçınılması gerektiğini belirterek kanserden korunmada şişmanlığın önlenmesi, yağ alımının azaltılması, meyve ve sebze gibi posalı ve bol lifli besinlerin tüketilmesi, A ve C vitamini yönünden zengin gıdaların alınması, tuzlu, nitritli ve salamura yiyeceklerin azaltılması tavsiyelerinde bulundu.

Kanser belirtilerinin kanserin kaynaklandığı organa göre değiştiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Eşbah, “Örneğin akciğer kanseri için öksürük ve nefes darlığı en sık görülen belirtiyken, meme kanseri için memede ele gelen kitlenin fark edilmesi ya da mide-bağırsak kanserlerinde dışkıda siyah renk ya da kan görülmesi önemli belirtilerdir. Bu tür belirtilerin yanında açıklanamayan kilo kaybı, ateş ya da giderek artan halsizlik, genel olarak kanser şüphesini artırabilir. Bu belirtileri olan kişilerin öncelikle aile hekimlerine ya da ilgili branş hekimlerine başvurmaları gerekmektedir. Bu tür belirtilerin, kanser dışındaki başka hastalıklarda da görüldüğü ve her hastada kanser taraması yapılması gerekmediği, ilgili branşların bu konuda ayırıcı tanıyı en uygun şekilde yapabileceği akılda tutulmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Kanserlerin tedavi şekli ya da tedavi başarı şansının başta hücre tipi, evresi ve hastanın durumu olmak üzere birçok etkene bağlı olduğunu sözlerine ekleyen Yrd. Doç. Dr. Onur Eşbah, “Bazı kanserlerin temel tedavisi, uygun evrede kanserli dokunun cerrahi operasyonla çıkarılmasıdır. Başta kan kanserleri gibi bazı kanser türlerinde ise cerrahi tedavilerin hemen hiç yeri yoktur ve temel tedavi, kemoterapi dediğimiz ilaç tedavisidir. Birçok kanserde tek tedavi şeklinden ziyade bunların kombinasyonları kullanılır. Cerrahi tedavilere ek olarak kemoterapi ve radyoterapi yani ışın tedavisi gibi tedaviler de uygulanmaktadır. İlgili branşlar tarafından kesin tanı konulduktan sonra uygun tedavi seçimi genellikle organ kanserlerinde tıbbi onkoloji ve kan kanserlerinde hematoloji uzmanlarının görevidir.” dedi.

Bu tedavilerin bazı dezavantajları olduğunu ve hastanın durumuna göre tedavi türlerinin uzmanlar tarafından olabildiğince az yan etki yaratacak şekilde seçildiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Eşbah, kemoterapinin hızlı bölünen hücreleri öldürdüğü için bu tür özellikleri olan normal hücrelere de zarar verebildiğini söyleyerek, bu tarz hücrelerin özellikle kemik iliği, sindirim, üreme sistemi ve saç foliküllerinde bulunduğundan yan etkilerin daha çok bu bölgelerde görüldüğünü ifade etti. Bulantı, ishal, kan değerlerinde düşme gibi yan etkilerin en sık görülen yan etkiler olduğunu sözlerine ekleyen Eşbah, alınan önlemlerle çoğu zaman hastaların bunlardan korunabildiğini dile getirerek saç dökülmesi gibi yan etkilerin geçici olduğunu ve tedavi tamamlandıktan sonra saçların tekrar çıkmaya başladığını söyledi.

Üniversite Hastanemizde Tıbbi Onkoloji ve Hematoloji polikliniklerinde tüm kanser türlerine ait değerlendirmelerin yapıldığını belirten Yrd. Doç. Dr. Onur Eşbah, ayaktan kemoterapi tedavilerinin 9 koltuklu “Gündüz Tedavi Ünitemizde” verildiğini, hastanın genel durumu ya da şehir dışından gelme durumu sebebiyle kısa süreli yatışlar gerektiğinde hastaların dahiliye servisinde izlenebildiğini ifade etti. Eşbah, özel donanım gerektiren akut lösemi tedavisi ve kemik iliği nakli gibi tedavilerin gerekliliği halinde ise hastaların bu özel imkânların olduğu merkezlere yönlendirildiğini sözlerine ekledi.

Kanserle mücadelede hastalara önemli tavsiyelerde de bulunan Yrd. Doç. Dr. Onur Eşbah, “Tedavinin etkinliği konusunda en önemli nokta, kemoterapinin mümkün olduğu kadar düzenli ve yan etkilerin izin verdiği ölçüde zamanında yapılmasıdır. Tedavi aralıkları gereksiz uzatıldığında tümöre, kendini toparlama ve ilaçlara direnç kazanarak daha da güçlenme şansı verilmiş olur.” diyerek kemoterapi randevularına uyulması gerektiğine dikkat çekti.

Kemoterapi ile ilişkili olabilecek yan etkilerin, mutlaka hastayı takip eden doktorla paylaşılması gerektiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Eşbah, “Takip eden doktorun tavsiye ettikleri dışında, medyada ya da çeşitli ortamlarda önerilen maddeleri kullanmamaları da çok önemlidir. Özellikle kemoterapilerle etkileşime girebilen ve vücuttan atılımlarını etkileyebilen birçok madde, yan etkilerin tehlikeli şekilde artmasına sebep olabilmektedir.” uyarılarında bulundu.

Kanserin erken tanısı ve tedavisi ile ilgili halkın farkındalık düzeyini arttırması ve hekimler için de doğru bilgiyi halka ulaştırabileceği bir zemin oluşturduğu için Kanserle Mücadele Haftası’nı önemsediğini dile getiren Eşbah, son yıllarda hem yazılı hem de görsel basının bu konuya olan ilgisinin artmasının,  hekimlerin daha geniş kitlelere ulaşabilmesi adına sevindirici gelişmeler olduğunu sözlerine ekledi.

Kanser tanısının erken konulmasının önemine vurgu yapan Yrd. Doç. Dr. Onur Eşbah, kanser tanısının ne kadar erken konursa, tedavisinin o kadar erken başlayacağını; tedavi ne kadar erken başlarsa tedavinin başarıya ulaşma şansının da o kadar yüksek olacağını belirterek açıklamalarını sonlandırdı.