Üniversitemizde Biyoçeşitliliğin Önemine Dikkat Çekildi

May 24

Üniversitemiz Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi ve Orman Fakültesi işbirliğiyle Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü kapsamında düzenlenen “İnsanların ve Geçim Kaynaklarının Sürdürülebilirliğinde Biyolojik Çeşitliliğin Rolü” başlıklı panel, Orman Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

Üniversitemizin 10. Yıl Etkinlikleri kapsamında düzenlenen programa, Ziraat ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Uludağ, Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haldun Müderrisoğlu, öğretim üyelerimiz ve öğrencilerimiz katıldı.

Panelin moderatörlüğünü yapan Prof. Dr. Ahmet Uludağ, Birleşmiş Milletler ’in 1992 yılında aldığı kararla kutlanmaya başlanan Dünya Biyolojik Çeşitlilik Günü için her yıl bir tema belirlendiğini belirterek bu yılki temanın, “İnsanların ve Geçim Kaynaklarının Sürdürülebilirliğinde Biyolojik Çeşitliliğin Rolü” olduğunu ifade etti.

Prof. Dr. Ahmet Uludağ’ın açılış konuşmasının sonrasında panelin ilk konuşmacısı Bartın Üniversitesi Orman Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sebahat Açıksöz, Ekoturizm ve Etik konulu bir sunum gerçekleştirdi. İnsanlığın kültür adına geri dönülmez biçimde peyzajı değiştirdiğini dile getirerek sözlerine başlayan Doç. Dr. Açıksöz, ekoturizmin çevreye daha duyarlı bir turizm yaklaşımı olduğunu söyleyerek ekoturizm gibi kültürel faaliyetlerin gerçekleştirilirken doğal kaynakların korunması gerektiğine dikkat çekti. Ekoturizmin biyolojik çeşitliliğe katkı sağladığını ve toplumun refahını artırdığını da ifade eden Doç. Dr. Sebahat Açıksöz, Zonguldak-Bartın-Karabük bölgesinde yaptıkları çalışmayla ilgili bilgiler vererek sözlerini sonlandırdı.

Panel, Üniversitemiz Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Ambarlı’nın “Biyosfer Rezervleri: Sürdürülebilir Yaşam ve Biyoçeşitlilik” konulu sunumuyla devam etti. Biyosfer rezervleri ile ilgili yapılan çalışma sayısının çok az olduğunu ifade eden Ambarlı, 2016 yılı itibariyle 120 ülkede 669 biyosfer rezervi bulunduğunu belirtti. Koruma, kalkınma ve lojistiğin biyosfer rezervlerinin ana bileşenlerini oluşturduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Ambarlı, Ülkemizde bitki zenginliğinin Kıta Avrupası’ndan fazla olduğunun altını çizerek Artvin Camili Havzasının UNESCO tarafından2005 yılında biyosfer rezervi bölgesi ilan edildiğini sözlerine ekledi.

Panelin bir diğer konuşmacısı Üniversitemiz Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şerife Gülsün Kırankaya, “Sürdürülebilir Balıkçılıkta Biyoçeşitliliğin Önemi” konusu hakkındaki bilgileri katılımcılarla paylaştı. Balıkçılığın; 40 bin yıl öncesine kadar dayandığını belirten Doç. Dr. Kırankaya, doğadan avlanma ve akuakültür balıkçılığı şeklinde yapıldığını ifade etti. Doğadan avlanmada; aşırı avlanma, tahrip edici ve hedef dışı avcılığın biyoçeşitliliğe zarar verdiğini dile getiren Kırankaya, akuakültür balıkçılığında ise habitat tahribatının, yerli olmayan istilacı türlerin ortama bırakılmasının ve kirliliğin çevresel sorunlara yol açtığına dikkat çekti. Doç. Dr. Şerife Gülsün Kırankaya, balıkçılık yönetimi uygulamalarının geliştirilmesi için tüm paydaşların etkileşim halinde olması gerektiğini söyleyerek konuşmasını noktaladı.

Panelin son konuşmacısı Yrd. Doç. Dr. Hülya Ünver, “Meyvecilikte Seleksiyon Islahında Bitki Gen Kaynaklarının Kullanımı” başlıklı sunumunda, dünyada 8 gen merkezi bulunduğunu ve Ülkemizin iki gen merkezi bölgesinde yer aldığını ifade etti. İnsanlığın devamı için genetik çeşitliliğinin önemine vurgu yapan Ünver; şehirleşmenin, sanayileşmenin ve aşırı bitki sökümü gibi sebeplerin gen kaynaklarına zarar verdiğinin altını çizdi. Üzüm, elma, armut, ayva ve kiraz gibi meyveler ile fındık ve ceviz gibi kabuklu meyveler ve kereviz, pırasa, nane ve lahana gibi bitkilerin gen merkezinin Anadolu olduğunu söyleyen konuşmacı, Karadeniz Bölgesi’nde ahududu, Şanlıurfa’da zeytin gibi türlerde seleksiyon çalışmaları yapıldığını belirterek en fazla seleksiyon çalışması yapılan türün ceviz olduğunu ifade etti.

Soru-cevap şeklinde devam eden panel, konuşmacılara teşekkür belgelerinin takdim edilmesiyle son buldu.