Kalp Sağlığımızı Nasıl Korumalıyız?

Oca 15

Üniversitemiz radyosu Radyo Düet’te her pazartesi yayınlanan Pazartesi Sendromu programında bu hafta Üniversitemizin Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Osman Kayapınar konuk oldu.

Düzce 94,5 frekansından yayınlanan ve Öğr. Gör. Turgay Yavaş’ın sunduğu Pazartesi Sendromu programında, beslemesinden sporuna kadar, her konuda kalp sağlığımızın nasıl korunması gerektiği tüm ayrıntılarıyla konuşuldu.

Tatili sadece yeme-içme ve yatma olarak değerlendirildiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Osman Kayapınar, sporun her zaman hayatımızın bir parçası olması gerektiğini vurgulayarak, tüketilen tuz oranın da ihtiyacımızın 3 katından daha fazla olduğuna dikkat çekti.

Kalp krizi geçiren bir hasta görüldüğünde yapılması gereken ilk hamlenin 112’yi arayarak tam teşekküllü bir hastaneye sevk edilmesini sağlamak olduğunu vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Kayapınar, “Ambulans gelinceye kadar olan süreçte etrafta tıp teknisyeni ya da temel yaşam desteği veren insanlar varsa, kalp krizi geçirdiğine eminsek, 300 miligram aspirin çiğnetebilir, kalp durduysa kalbi çalıştırmak için müdahale edebilir ve kalp masajı yapabilir” dedi.

Yaş ilerledikçe kalp krizi riskinin arttığını söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Kayapınar, erkekler 45, kadınlar ise 55 yaş üzerinde daha riskli olduğunu vurguladı. Ayrıca Dr. Öğr. Üyesi Kayapınar, madde kullanımına bağlı olarak da kalp krizlerinin çok erken yaşta görülmeye başlandığının altını çizdi.

Spor yapmayı her zaman önemsediğini ve herkese de önerdiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Kayapınar, sadece kalp hastaları için değil bu önerinin herkes için geçerli olduğunu, damarlarımızın, ellerimizin, böbreğimizin  ve gözlerimizin beslenebilmesi için bu organları besleyen damarlardaki basıncın düşmemesi için hastaların düzenli olarak spor yapması gerektiğini söyledi.

Ağır sporlar önermediklerini, her yaşta yapılabilecek temel sporların sürekli hale getirilmesi gerektiğini söyleyen Dr. Öğr. Üyesi Kayapınar, protein tozları, enerji içecekleri, kas gücünü arttırmak için kullanılan malzemelerin kesinlikle zararlı olduğunu ve bu kullanımların hipertansiyon ve şeker hastalığını tetiklediğini vurguladı.

Beslenme konusuna da değinen Dr. Öğr. Üyesi Kayapınar, “Yağsız ve tuzsuz yemekler, evet tatsız olur; ama sağlıklı yaşam için tuzu ve yağı az tüketmeliyiz. İnsanlara yemekleri yasaklayarak bir yere varamayız. Kırmızı et de beyaz et de ekmek de tuz da yiyeceksiniz. Fakat bunu kabul edilebilir sınırlara çekip, kendi yaşam tarzımızı buna göre düzenleyip, kalp hastası olmadan önce bunu yaparak bu şekilde hayata devam etmek gerekiyor” dedi.

Kaçıranlar için programın tekrarı 18 Ocak Cumartesi saat 11.00, 19 Ocak Pazar 12.00’da 94.5 Radyo Düet’te yayınlanacak.